Ülkü Demiray
28 Şubat 2025 Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen etkinlikte bu hafta Eğitimci Yazar Ülkü Demiray , “Biz’i Anlamak ve Kültür Kodlarımızı Diri Tutmak” başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdi. Bütün dünyadaki değişim ve dönüşümün kaçınılmazlığından bahseden Demiray, bir biçimde ekranlar ve dijital görünümlerle bu çağda, kültür kodlarının diri tutulması gerektiğini söyledi. Kültürün tanımını dinimiz, dilimiz, hukukumuz, akıldan estetiğe kadar, neyi nasıl başkasına benzemeden yaptığımızı gösteren şey olarak niteleyen Demiray, bir şeyi diri tutmaya çalışmanın aynı zamanda o şeyin can çekiştiğinin kabullenilmesi anlamına geldiğini söyledi. Toplumun, ahlak bozulmasını sıkça dillendirdiğini söyleyen Demiray, günümüzde etik değerlerin, gelenek ve göreneklerin yok olmaya yüz tuttuğu bir dönemde bulunduğumuzu söyledi. Kültür kelimesine pek fazla anlam yüklenebileceğini söyleyen Demiray, bu anlamların daima terbiye ile çakıştığını ve eğitim ve görgünün bunun temel taşlarını oluşturduğunu söyledi. Gençlerin kendi kültürlerinden uzaklaşmasının sadece onların sorumluluğunda gerçekleşmediğini, yaşça tecrübeli insanların da bu durumda payı olduğunu söyleyen Demiray kültürün dilimizde anlam ve kavram, yemeğimizde tat, evimizde döşeme ve dekorasyon olarak bulunduğunu ve bulunması gerektiğini belirtti. Çevredeki kültürel yozlaşmanın temelindeki problemin evde başladığını söyleyen Demiray, çocukların eylemleri ilk olarak evde öğrendiğini ve bu konuda onlara gerekli eğitimin verilmesi için yeterli zaman ayırılması gerektiğini söyledi. Bir yazar olarak da insanın insana veremeyeceği tek şeyin zaman olduğunu söyleyen Demiray, ağaçların yaşken eğileceğini, çocukların da onlara yeteri zaman ayrılarak, zamanında ilgilenilmesi gerektiğini söyledi. Köylüleri “Arif” olarak niteleyen Demiray, şifahi kültürün kendisine has bir felsefesinin olduğunu, özden beslenip, suni olanı reddettiğini ve gelecek kuşaklara bunun yaparak ve yaşatarak aktarıldığını söyledi. Doğruyu seçmenin, kolay olanı seçmekten her zaman daha olduğunu belirten Demiray, sadece doğruyu seçenlerin hatırlanacak neticeler elde ettiğini ancak bunun kolayı seçmekten çok daha zor, meşakkatli bir yoldan geçtiğini söyledi. Konuşmasında masallar ve destanlara da yer veren Demiray, aile bütünlüğü, kadın-erkek ilişkileri ve bunların günümüzdeki durumlarıyla ilgili tespitlerde bulundu. Soru ve cevap kısmıyla devam eden program Eğitimci Yazar Ülkü Demiray’a teşekkür plaketi ve çiçek takdim edilmesiyle sona erdi.
FAALİYET FOTOĞRAFLARI
Doç. Dr. Andaç Batur Çolak
9 Mayıs 2025 Cuma günü, Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen etkinlikte bu haftaki konuşmacı Doç. Dr. Andaç Batur Çolak oldu. Çolak, “Aydınlatmadan Bağımlılığa: Hidrokarbon İnsana Dönüşümün Trajedisi” başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdi.
Enerjinin kapsamlı bir alan olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Çolak, petrolün bu enerji kaynakları arasında öne çıkarak medeniyetin şekillenmesinde kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Akademik literatürde ve medyada petrole dair “toprağın altındaki kara lanet”, “savaşın ve yoksulluğun kara tetikçisi”, “modern dünyanın bağımlılık yapan uyuşturucusu” gibi nitelemelerin bulunduğunu belirten Çolak, ardından petrolün işleniş süreci hakkında bilgiler paylaştı.
Petrol ile insan arasındaki günümüz ilişkisini “hidrokarbonize olmak” şeklinde tanımlayan Çolak, petrol ve türevlerinin artık modern medeniyetin görünmeyen kılcal damarlarına kadar nüfuz ettiğini vurguladı. Petrolsüz bir yaşamın neredeyse imkânsız hale geldiğini çarpıcı örneklerle ve hikâyeleştirerek aktardı.
Konuşmasının devamında petrolün tarihçesi ile geçmişten günümüze kadar olan kullanım alanlarına değinen Çolak, ilk petrol sondajının ardından ortaya çıkan yeni endüstrinin zamanla nasıl büyüyerek dünya üzerindeki ekonomik ve politik dengeleri etkilediğini anlattı.
Petrol araştırmalarında dikkate alınan başlıca kriterlerin varlık, miktar ve kalite olduğunu söyleyen Çolak, çıkarma faaliyetlerinin ise büyük oranda kâr-zarar hesaplamalarına dayalı olarak değerlendirildiğinin altını çizdi.
Etkinlik, soru-cevap bölümü ile devam etti ve ardından Doç. Dr. Andaç Batur Çolak’a teşekkür plaketi takdim edilerek sona erdi.
Prof. Dr. Hakan Yalap
18 Nisan 2025 Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen etkinlikte bu hafta Prof. Dr. Hakan Yalap, “Balkanlar ve Türkler” başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdi. Konuşmasına Sırbistan’daki tecrübelerine değinerek başlayan Yalap, Sırplar ve Türklerin kültürlerindeki kesişen noktalardan bahsetti. Türklerin Osmanlı Devleti dönemiyle beraber Balkanlara yerleşmiş olmadığını belirten Yalap, daha öncesinde Avar Türklerinin o coğrafyada bulunduğunu söyledi. Türkçe ve Sırpçanın, özellikle günlük dilde, mutfak terimlerinde, askeri kavramlarda ve devlet yönetimiyle ilgili kelimelerde yoğun biçimde hissedildiğini söyleyen Yalap, eklerin ve sayıların benzerliğinin kilit noktalar olduğunu belirtti. Benzerliğin sadece kelimeler düzeyinde olmadığını vurgulayan Yalap, benzer anlamlar taşıyan atasözlerine vurgu yaptı. Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ve tarihsel süreci boyunca bir Avrupa devleti olma yolunda olduğunu söyleyen Yalap, günümüzde bize kültürel olarak yakın olan milletlerden çok uzak kaldığımızı belirtti. Sırpçaya yerleşmiş Türkçe kökenli çok sayıda kelime ve eklerin Sırpçanın söz varlığına kalıcı olarak geçtiğini söyleyen Yalap, bir dilin zenginliğini belirleyen asıl ölçütün, yabancı kelimeleri kendi potasında eriterek dile başarıyla entegre edebilmesi olduğunu söyledi. Soru ve cevap kısmıyla devam eden program Prof. Dr. Hakan Yalap’a teşekkür plaketi takdim edilmesiyle sona erdi.
Dr. Öğr. Üyesi Mesut Gök
31 Ekim Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen ocakbaşı sohbetinde bu haftaki konuşmacı, Dr. Öğr. Üyesi Mesut Gök oldu. Dr. Öğr. Üyesi Mesut Gök, Ukrayna’nın karşı karşıya olduğu tarihsel ve güncel zorlukları genel olarak ele alan kapsamlı bir konuşma gerçekleştirdi. Dr. Gök, Ukrayna’nın iç yapısındaki dinamizme dikkat çekerek Ukrayna’nın batısı ve doğusu arasında önemli kültürel ve mezhepsel farklılıkların bulunduğunu belirtti. Aynı zamanda ülke içerisindeki Rus kültürünün güçlü varlığını sürdürdüğünü ve bunun Ukrayna’nın ulusal kimliğin oluşum sürecini olumsuz etkileyen bir faktör olduğunu ifade etti. Ukrayna coğrafyasının önemine değinen Gök, ülkenin tarımsal açıdan son derece verimli topraklarının olması, maden ve enerji kaynakları açısından oldukça önemli zenginliklere sahip olmasının geçmişten beri bu coğrafyada devletler arası çıkar çatışmalarına neden olduğunu söyledi. Dr. Gök, Ukrayna’nın güncel durumunu değerlendirirken, ülkenin Rusya ile Batı arasında bir tercih yapma zorunluluğu ile karşı karşıya kaldığını belirtti. Son olarak Rusya’nın savaştaki motivasyonunu da değerlendiren Gök, Moskova’nın adımlarının temelinde güvenlik endişeleri yattığını söyledi. Dr. Gök, Rusya’nın eski gücünü yeniden kazanmaya çalıştığını ve bu çabayı da güçlenen diğer devletler karşısında ayakta kalabilmek için zaruri bir gereklilik olarak gördüğünü vurguladı. Program, soru-cevap bölümünün ardından Dr. Öğr. Üyesi Mesut Gök’e teşekkür plaketi verilmesiyle sona erdi.
Dr. Öğr. Üyesi Cebrail Turna
28 Kasım Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen ocakbaşı sohbetinde bu haftaki konuşmacı, Dr. Öğr. Üyesi Cebrail Turna oldu. Dr. Öğr. Üyesi Cebrail Turna “Her Çocuk Farklı Öğrenir” adlı sunumuna, interaktif bir şekilde dinleyicilere hayallerindeki bilgisayarı sorarak ve algı farklılıklarını ortaya koyan görsel testlerle başladı. Her bireyin dünyayı algılama biçiminin farklı olduğunu vurgulayan Turna, eğitimde “Tek beden herkese uymaz.” mottosunun önemine dikkat çekti. Her çocuğa standart ve aynı eğitimi vermenin adil olmadığını belirterek mevcut durum ile olması gereken arasındaki farkı analiz etti. Turna, konuşmasında özellikle özel öğrenme güçlüğü olarak bilinen disleksi kavramı, bir eksiklik değil nörolojik bir farklılık olarak ele aldı. Richard Branson, Albert Einstein ve Agatha Christie gibi tarihe ve dünyaya yön veren isimlerin de öğrenme güçlüğü yaşadığını hatırlattı. Virgin Grubu’nun kurucusu Richard Branson’ın “Var olduğum noktayı tamamen disleksiye borçluyum.” sözüne atıfta bulunarak, bu bireylerin yaratıcılık ve hayal gücü konusundaki potansiyellerine dikkat çekti. Eğitimcilerin ve ailelerin, çocukların sürekli yapamadıklarına ve güçlüklerine odaklanmasının motivasyon ve beceri kaybına yol açtığını belirten Turna; engel ile farklılığı birbirinden ayırmanın gerekliliğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Cebrail Turna konuşmasını, “Sınıfta anlamayan çocuk yoktur, henüz kendi dilinde anlatılmamış çocuk vardır.” sözüyle sonlandırdı. Program, soru-cevap bölümün ardından Dr. Öğr. Üyesi Cebrail Turna’ya teşekkür plaketi verilmesiyle sona erdi.
Yazar Alper Kağan Üçer
17 Ekim Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen ocakbaşı sohbetinde bu haftaki konuşmacı, Yazar Alper Kağan Üçer oldu. “İslam Dünyasında Yaşananlara Türk Gözüyle Bakmak” konulu söyleşide Üçer, Türk İslam Dünyasındaki sorunların genel başlıklarından bahsederek katılımcıları bilgilendirdi. Program soru-cevap bölümünün ardından Alper Kağan Üçer’e teşekkür plaketi verilmesiyle son buldu.
Prof. Dr. İsmail Yakıt
7 Mart 2025 Cuma Günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen etkinlikte Prof. Dr. İsmail Yakıt “İslam’ın Güncel Meseleleri ve Kur’an” başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdi. İslam’ın tanımı ve İslam anlayışı ile konuşmalarına başlayan Yakıt, Peygamber dönemi ve sonrası kabile çatışmalarını anlatarak konuşmalarına devam etti. Halifelik kavramının dini bir uygulama olmadığını, bir saltanat uygulaması olduğunu belirtti. Emevi Saltanatı ile birlikte Kur’an’dan uzaklaşıldığını vurgulayan Yakıt, hadis derleme sürecinin eksikliklerini ve hatalarını anlatarak, hadislerin zanni Kur’an’ın katti olduğunu söyledi. Kur’an tercümelerinde yapılan hatalardan örnekler veren Yakıt, bu hataların semantik değerlendirmenin yapılamaması ve Arapça Dil Bilgisi’nin yetersiz olmasından kaynaklandığını söyledi. İsmail Yakıt konuşmalarının akabinde soruları cevapladı. Ocak Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Turgay Düğen’in günün anısına plaket takdim etmesi ile program sona erdi.
Prof. Dr. M. Serkan Taflıoğlu
03 Ekim Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen dönemin açılış programında konuşmacı Prof. Dr. M. Serkan Taflıoğlu oldu. Konuşmasına İran’ın 1979’daki rejim değişikliği sürecini anlatarak başlayan Prof. Dr. Taflıoğlu, yeni kurulan rejimin İran üzerinde daha otoriter bir egemenlik tesis ettiğini ifade etti. Günümüz İran rejimi gibi otoriter ve totaliter sistemlerde esas kaygının vatanı değil, rejimi korumak olduğuna dikkat çeken Taflıoğlu, bu çerçevede son gelişmeleri değerlendirdi. 13 Haziran’da başlayan 12 günlük İsrail-İran savaşının aslında ilk 20 saniyede sonlandığını, zira tüm komuta kademesinin hedef alınarak ortadan kaldırıldığını dile getirdi. İran’ın bu şoku hâlâ atlatamadığını belirten Taflıoğlu, yaşanan saldırılarla birlikte rejimin halkın gözünde ciddi bir güç kaybına uğradığını vurguladı. Taflıoğlu’nun rejimin bundan sonraki süreçte nasıl bir yol izleyebileceğiyle ilgili çıkarımlarını aktarmasıyla konuşması son buldu. Niğde Türk Ocağı youtube kanalından da canlı olarak yayınlanan Program, soru-cevap bölümünün ardından Prof. Dr. M. Serkan Taflıoğlu’na teşekkür plaketi verilmesiyle son buldu.
Doç. Dr. Yasin Atlıoğlu ve Doç. Dr. Emin Salihi
21 Şubat 2025 Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen etkinlikte bu hafta Niğde Türk Ocağı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Turgay Düğen moderatörlüğünde, Doç. Dr. Yasin Atlıoğlu ve Doç. Dr. Emin Salihi “Orta Doğu ve Suriye’de Dönüşüm” başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdiler. Irak’taki mevcut düzeni analiz eden Salihi, Suriye’de ne olduğunu anlamak için önce Irak’ta ne olduğunu anlamak gerektiğini söyledi. Demokratikleşme süreci tanımlamasıyla pazarlanmaya çalışılan, Orta Doğu’da değişim ve dönüşüm sürecinin ilk kez 11 Eylül sonrası Irak’ta görüldüğünü vurgulayan Salihi, Orta Doğu’daki devletler yapay mı sorusunun çok önemli olduğunu, bu konudaki argümanlardan birinin bu devletlere yapay denildiği takdirde emperyalizme yol açan bir sonuca varıldığını söyledi. Ulus devletlerin geçirdiği evreleri bu devletlerin geçirmediğini söyleyen Salihi, Batı’da devletin ortaya çıkış aşamasında güçlü merkezi yapıların önemini vurguladı. Demokratikleşme sürecinin Irak ve Suriye’de yaşanmadığını söyleyen Salihi, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan bu devletlerin Batılı devletlerin etkisiyle, kendilerine bağlı bir devlet inşa etme politikalarının sonucu olduğundan bahsetti. Bir yönetimin başarılı olabilmesi için önce kendi halkını ikna etmek gerektiğini vurgulayan Salihi, bunu başaramayıp meşruiyet sorunu yaşayan hükümetlerin kendi halklarına karşı baskı uygulamaya başladığını söyledi. ABD’nin bölgede gerçekten başarılı bir devlet mi, kaotik bir ortam mı istediği sorusunun akla geldiğini söyleyen Salihi, hemen sonrasında ABD’nin Irak’ta yaptığı hatalardan birinin “Baassızlaştırma” politikası olduğunu vurguladı. Orta Doğu’da geçiş süreçlerinde anayasal bir devlet kurmak konusunda hassas olunması gerektiğini söyleyen Salihi, emperyalist devletlerin böyle bir kaygısı olmayabileceğini ancak bölgesel devletlerin isteğinin bu yönde olması gerektiğini söyledi. Atlıoğlu ise Suriye-BAAS rejimiyle ilgili bilgiler verdikten sonra, mevcut yönetimin ve Suriye Devlet Başkanı Şara’nın yükseliş sürecini anlattı. Hey’etu Tahriri’ş Şam (HTŞ)’ın Halep’e giriş sürecini ve Esad’ın ordusunun bulunduğu durumu ele alan Atlıoğlu, HTŞ’nin onlarca farklı silahlı grubu tek çatı altında topladığını ve Şara’nın hızlı bir biçimde tanınır hale geldiğini vurguladı. Esad’ın ordusunun dağılışından sonra İsrail’in, Suriye ordusundan kalan her şeyi bombaladığını söyleyen Atlıoğlu, bu sürecin en çok İsrail’in çıkarlarına fayda sağladığını belirtti. Konuşmasını Suriye’deki Türkmenlerin süreçte aldıkları rol ve mevcut pozisyonlarından bahsederek bitiren Atlıoğlu, Suriye için henüz her şeyin belirsizliğini koruduğunu ve önümüzdeki günlerde yeni gelişmelerin de yaşanabileceğini belirtti. Soru ve cevap kısmıyla devam eden program, Doç. Dr. Yasin Atlıoğlu ve Doç. Dr. Emin Salihi’ye teşekkür plaketleri takdim edilmesiyle sona erdi.
Doç. Dr. Emin Salihi
12 Aralık Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen ocakbaşı sohbetinde bu haftaki konuşmacı, Doç. Dr. Emin Salihi oldu. Doç. Dr. Emin Salihi, “Söylemler İle Gerçekler Arasında Türk Dünyası Tartışmaları” başlıklı konuşmasında, Türk Dünyası kavramını, resmi söylemler ve sahada karşılaşılan gerçekler arasındaki dengeyi irdeleyerek ele aldı. Konuşmasına, tarihsel olaylara ve güncel gelişmelere bakış açısının önemine değinerek başlayan Salihi, özellikle hamasi söylemlerin ötesine geçilerek, Türk Dünyası’nın mevcut durumunun gerçekçi bir zeminde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Doç. Dr. Salihi, Türk Cumhuriyetleri ve toplulukları arasındaki ilişkilerin derinlemesine analizini yaparak, ortak dil ve kültürel bağların gücüne karşın, siyasi irade ve ekonomik entegrasyon noktasındaki eksikliklere dikkat çekti. Sunumunda uluslararası arenadaki güç dengelerinin, Türk Dünyası’nın ortak hareket etme kabiliyetini nasıl etkilediğini, güncel bölgesel krizler üzerinden örnekleyerek sundu.
Salihi, tüm bu zorluklara rağmen, Türk Dünyası’nın sahip olduğu tarihi ve kültürel ortak paydanın gelecekteki işbirlikleri için sağlam bir zemin oluşturduğunu dile getirdi. Türk devletlerinin sadece ortak bir geçmişe sahip değil, aynı zamanda ortak bir geleceğe de sahip olduğunu belirten Salihi, söylemlerin ötesine geçilerek, somut projeler ve halklar arası temaslarla birliğin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Doç. Dr. Emin Salihi, konuşmasını, Türk Dünyası’nın geleceğinin, yalnızca coşkulu söylemlere değil, aynı zamanda gerçekçi ve stratejik adımlar atılmasına bağlı olduğunu vurgulayarak sonlandırdı.
Program, soru-cevap bölümünün ardından Doç. Dr. Emin Salihi’ye teşekkür plaketi verilmesiyle sona erdi.
Doç. Dr. Ramin Sadık
5 Aralık Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen ocakbaşı sohbetinde bu haftaki konuşmacı, Doç. Dr. Ramin Sadık oldu. Doç. Dr. Ramin Sadık, “Rus Kaynaklarında Sarıkamış Harekatı” başlıklı konuşmasında, Sarıkamış Harekatını Rus kaynaklarından yola çıkarak ele aldı. Konuşmasına tarihsel olaylara bakış açısının önemine değinerek başlayan Sadık, geçmişin olaylarına genellikle bugünün şartlarıyla baktığımızı oysa Sarıkamış da dahil olmak üzere tarihi olayları o günün şartlarıyla değerlendirmek gerektiğini söyleyerek başladı. Doç. Dr. Sadık, Rus kaynakları ve dönemin askeri raporları ışığında yaptığı sunumda, lojistik dengesizliklere dikkat çekti. Rusların Kars-Sarıkamış demiryolu hattı sayesinde asker ve mühimmat sevkiyatında büyük bir avantaja sahip olduğunu, Osmanlı ordusunun ise zorlu kış şartlarında yaya olarak cepheye ulaşmaya çalıştığını belirtti. Erzurum ve Kars’ın her iki imparatorluk için stratejik önemini anlatan Sadık, Birinci Dünya Savaşı öncesinde bölgenin hassasiyetini vurguladı. Tarihte Sarıkamış Harekatı da dahil hiçbir komutanın hiçbir savaşa yenilmek için çıkmadığını, Enver Paşa’nın da öyle bir komutan olduğunu dile getiren Sadık, Rus kaynaklarında Türk askerinin sadece “donarak ölen” bir kitle olarak değil, son ana kadar namlunun ucuna yürüyen, Rus komuta kademesini paniğe sevk eden kahraman bir ordu olarak tasvir edildiğini ifade etti. Doç. Dr. Ramin Sadık, konuşmasını Sarıkamış şehitlerinin aziz hatırasına, dönemin şartlarını doğru okuyarak sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak sonlandırdı. Program, soru-cevap bölümün ardından Doç. Dr. Ramin Sadık’a teşekkür plaketi verilmesiyle sona erdi.
Dr. Esma Doğru,
14 Mart 2025 Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen etkinlikte bu hafta Int. Dr. Esma Doğru, “Türkiye’de Psikiyatri” başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdi. Konuşmalarına 14 Mart’ın tarihi önemi ve Tıbbiyeli Hikmet’ten bahsederek başlayan Doğru, tıbbiyeli öğrencilerin İngiliz işgaline karşı manda ve himayeyi reddedici tavırlarını anlattı. Sivas kongresine katılmak isteyen Tıbbiyelilerin, temsilci olarak Tıbbiyeli Hikmet’i gönderdiklerini söyleyen Doğru, Tıbbiyeli Hikmet’in topluluğa yaptığı konuşmada manda ve himayeyi reddeden konuşmasından alıntılar yaptı. Bütün bunlara değindikten sonra asıl konusu olan “Türkiye’de Psikiyatri” konusuna geçiş yapan Doğru, psikiyatrinin tarihi gelişiminden ve günümüze ulaşan ekollerden bahsetti. Türkiye’de psikiyatri alanının kuruluş ve gelişiminden bahseden Doğru, Türkiye’deki gelişmelerin başını çeken kişinin Mazhar Osman olduğunu belirtti. Psikiyatrik rahatsızlıkların Türk halkının zihnindeki yerine değinen Doğru, geçmişte farklı kavramlarla adlandırılan bu rahatsızlıkların artık daha doğru tanımlanabildiğini söyledi. Psikiyatri bilimindeki tanı ve tedavi süreçlerinden bahseden Doğru, hastaların doğru bir tanı ve tedavi yöntemiyle topluma geri kazandırabileceğini söyledi. Psikiyatrik rahatsızlıkların ICD-10 ve DSM-V sınıflandırmaları ile geçmişten günümüze sistematik bir gelişme kaydettiğini vurgulayan Doğru, dünyadaki tanı kriterlerine bilimsel bir konsensüse varılarak ulaşıldığını söyledi. Anksiyete bozukluğunun akademik camiada yüksekliğini vurgulayan Doğru, Anksiyete bozukluklarının tanı kriterlerini anlattı. Toplumdaki anksiyete bozukluğunun nedenlerine değinen Doğru, bunların bir nedeninin de toplumun yeterli bilgi sahibi olmadan internet üzerinden kendine teşhis koyması olduğunu söyledi. Soru ve cevap kısmıyla devam eden program Int. Dr. Esma Doğru’ya teşekkür plaketi takdim edilmesiyle sona erdi.
Dr. Öğr. Üyesi Rifat Battaloğlu
16 Mayıs Cuma Günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen etkinlikte bu haftaki konuşmacı Dr. Öğr. Üyesi Rifat Battaloğlu oldu. Konuşmalarına girişimci, azimle çalışan insanlardan örneklerle başlayan Battaloğlu, dünyanın farklı bölgelerinde başarı hikayelerinin kararlılıkla devam edilerek elde edildiğini belirtti. Başarıya ulaşan girişimcilerin hikayelerinde azmin kararlılığın yanında cesaret olduğunu söyleyen Battaloğlu girişimcilerin işlerini büyütmek için de risk almaktan kaçınmadığını ifade etti. Dünyaca ünlü markaların oluşmasının ardında yaşanılan aksilikler ve olumsuzluklara, bunların aşılma süreçlerine vurgu yaptı.
Türk girişimcilerin başarı hikayelerini anlatan Battaloğlu, başarıya ulaşan firmalarda ekip çalışmasına dikkat çekerek bu konudaki çeşitli girişimci hikayelerinden örnekler verdi. Battaloğlu dünyaca ünlü Türk girişimcilerin hikayelerini anlattı. Boşluğu yakalayan ihtiyaçları gideren ve doğru pazarlayan projelerin nasıl başarıya ulaştığını, dünyaca ünlü markaların nasıl oluştuğunu anlattı. Çok bilinmesede küresel anlamda değer kazanmış firmaları ve projeleri anlattı. Battaloğlu Türkiye’nin uluslararası camiada girişimci ve üreten insanı ile var olduğuna vurgu yaptı.
Dr. Öğr. Üyesi Rifat Battaloğluna günün anısına teşekkür plaketi takdim edilmesi ile program sona erdi.
Eğitimci Yazar Gazi Karabulut
10 Ekim Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen ocakbaşı sohbetinde, bu haftaki konuşmacı Eğitimci Yazar Gazi Karabulut oldu. Konuşmasına birçok Türk milliyetçiliği tanımı olduğunu söyleyerek başlayan Gazi Karabulut, tanım yapılabilmesi için kavramların kökenlerinin bilinmesi gerektiğini vurguladı. Türk milliyetçiliğinin yaşamış olduğu problemin kaynağında kavram kökenlerindeki anlam karmaşası olduğunu söyledi. Türk milliyetçiliği kavramının üç temel ayağı olan dil, edebiyat ve tarihi coğrafya ile beraber değerlendiren Karabulut, Türk kimliğinin üç referansı olan civanmertlik, merhamet, ahde vefa kavramlarının ne yazık ki kaybedildiğini vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı. Program soru-cevap bölümünün ardından Eğitimci Yazar Gazi Karabulut’a teşekkür plaketi verilmesinin ardından son buldu.
Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş
2 Mayıs 2025 Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş, “Türkiye’de Eğitim ve Öğretmen Yetiştirme Meseleleri” başlıklı konuşmasıyla katılımcılara hitap etti.
Prof. Dr. Öğülmüş konuşmasına, Türkiye’deki eğitim sisteminin mevcut sorunlarına değinerek başladı. Eğitimde fırsat eşitsizliği, kalabalık sınıflar, yetersiz fiziksel altyapı ve nitelikli öğretmen eksikliği gibi konulara dikkat çekti.
Konuşmasında eğitimin topluma sağladığı ahlaki ve maddi değerler üzerinde duran Öğülmüş, eğitimin bireyi özgürleştirme işlevine dikkat çekti. Özgürlüğü, biyolojik dürtülerin denetimiyle ilişkilendiren Öğülmüş, değer ve erdem kavramlarını da tanımlayarak, medyanın etkisiyle yaşanan ahlaki yozlaşmaya karşı çocukların erdemli bireyler olarak yetiştirilmesinin önemine değindi.
Ahlaki temellerden yoksun bir beceri eğitiminin topluma faydadan çok zarar verebileceğini ifade eden Öğülmüş, tüm sorunlara rağmen karamsar olunmaması gerektiğini, problemlerin gelişimin bir parçası olduğunu belirtti.
Program, soru-cevap bölümüyle devam etti ve sonunda Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş’e teşekkür plaketi takdim edilerek sona erdi.
Prof. Dr. Mehmet Ekiz
3 Ocak 2025 Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen etkinlikte Prof. Dr. Mehmet Ekiz “Türklerin Mitolojisi” başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdi. Konuşmalarına, Türk Mitolojisinin üzerinde çok durulmadığından bahsederek başlayan Ekiz, mitolojinin dinle bağlantılı olduğu düşüncesinin bunda etken olduğunu söyledi. Son dönemde popülerliği artan bu konuda bilgi kirliliğinin fazlalığından bahseden Ekiz, Türk Mitolojisinin özellikle Rusça kaynaklardan, bölgede çalışma yapan Almanlardan öğrendiğimizi söyledi. Türk Mitolojisinde yer alan önemli simgelerden bahseden Ekiz, yaratılış destanını anlatarak konuşmalarına devam etti. İslamiyet’teki yaratılışın ve Türk Mitolojisindeki Yaratılış Destanı’nın benzerliklerinden bahseden Ekiz, mitolojide yer alan tasvirleri Türk Dünyasının farklı bölgelerindeki ve farklı dönemlerdeki görsellerden örnekler vererek anlattı. Tarihi mekanlarda kullanılan figürlerin anlamlarının geçmişteki izlerinden bahseden Ekiz, bu ögelerin çeşitli alanlarda da yer edindiğini söyledi. Avatar filminden bir örnekle konuşmasına devam eden Ekiz, filmde yer alan Toruk Makto’nun Türk mitolojisinden esinlenilmiş olma ihtimalini vurguladı. Türk mitolojisinde geyiğin önemine değinen Ekiz, Türklerin atlardan önce geyiğe bindiklerini ormandan bozkıra göçmeleriyle; geyiklerin buna uyum sağlayamadığını belirtti. Türklerin bu sebeple atları için geyik maskeleri yaptığını söyleyen Ekiz, cenaze gibi törenlerde de bu maskelerin kullanıldığından bahsetti. Oğuz Kağan destanına da konuşmasında yer veren Ekiz, Oğuz Kağan’ın yirmi dört boyu oluşturan oğullarının üçünün annesinin gökle, üçünün annesinin yerle bağlantılı olduğundan bahsetti ve bunun Oğuz Kağan’ın yerlerden ve göklerden kuvvet aldığı anlamına geldiğini söyledi. Türklerdeki Göç Destanı’nda geçen, Çin Hükümdarı’nın istediği taşın ona verilmesiyle ülkedeki bereketin bozulduğunu anlatan Ekiz, bu hikayelerin o dönemlerden itibaren çocukların vatan ve toprak kavramlarını öğrenmesine yardımcı olduğunu söyledi. Ejder sembolünün Türklerde bereket ve uğura işaret ettiğini söyleyen Ekiz, Türklerin ejderlerinin kulaklarının olduğunu, Hıristiyanlıkta ejderin kötü bir figür olmasına rağmen bu figürleri Hristiyan Türklerin de kiliselerine taşıdığını söyledi. Soru ve cevap kısmıyla devam eden program Prof. Dr. Mehmet Ekiz’e teşekkür plaketi takdim edilmesiyle sona erdi.