Doç. Dr. Çiğdem Şahin
6 Mart Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen ocakbaşı sohbetinde bu haftaki konuşmacı, Doç. Dr. Çiğdem Şahin oldu.
Doç. Dr. Çiğdem Şahin, “Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Türkiye’nin Enerji Politikalarına Etkileri” başlıklı konuşmasına, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı bir ülke olduğunu ancak çevresindeki gelişmelerin bu durumu stratejik bir boyuta taşıdığını ele alarak başladı. Enerji strateji belgelerine baktığımızda teorik olarak başarılı görünmesine rağmen uygulama aşamasındaki zorluklara değinerek başlayan Şahin, enerjinin artık askeri teknolojiden eğitime, sağlıktan sanayiye kadar tüm politikaların temel girdisi haline geldiğini vurguladı.
Türkiye’nin enerji talebi artışına veriler üzerinden değinerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Şahin, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın da etkisiyle Türkiye’de yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik payının giderek arttığını, bu savaşın Türkiye üzerinde bir motivasyon oluşturduğunu ifade etti. Doğalgazın günümüzdeki en önemli kaynak olduğunu aktaran Şahin, Türkiye’nin doğalgaz politikalarının 2010’lu yıllardan sonra şekillendiğini ve dışa bağımlı bir ülke olarak enerji ihtiyacımızı karşıladığımız ülkeler listesinin kalabalık olmasının tek bir ülkeye olan yüksek oranlı bağımlılığı kırmada kritik rol oynadığını dile getirdi.
Konuşmasında ayrıca “Tek Kuşak Tek Yol” projesi ekseninde enerji ve ticaret koridorlarının entegrasyonuna değinen Şahin; veri, ticaret ve enerji transferinin paralel ilerlediği yeni bir küresel altyapının oluştuğunu belirtti. Savaşların sadece enerji tüketmekle kalmayıp emtiaları da erittiğini vurgulayan Şahin, stratejik rotaların artık sadece petrol üzerinden değil, çok katmanlı koridorlar üzerinden okunması gerektiğini ifade etti.
Program, soru-cevap bölümünün ardından Doç. Dr. Çiğdem Şahin’e teşekkür plaketi verilmesiyle sona erdi.
FAALİYET FOTOĞRAFLARI
Stj. Dr. Osman Okcu ve Stj. Dr. Ümmü Gülsüm Kuru
13 Mart Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen ocakbaşı sohbetinde bu hafta söz, her sene 14 Mart haftasında olduğu gibi bu sene de Tıbbiyelilerdeydi. Tıp fakültesi öğrencisi Stj. Dr. Osman Okcu ve Stj. Dr. Ümmü Gülsüm Kuru’nun “Tıbbiye Kimliği” adlı sunumunda Tıp Bayramı’nın neden 14 Mart’ta kutlandığı açıklanarak başlandı. 14 Mart’ın bir bayram değil de direnişin sembolü olduğunu aktaran öğrenciler, bu direnişte ve Sivas Kongresinde Tıbbiyeli Hikmet’in rolünü dinleyicilere aktardı. Tıbbiyelilerin sadece tıp alanında değil diğer birçok alanda başarılı olduğunu örneklerle açıklayan tıbbiyeliler, bu başarının tıp eğitiminin yüksek sorumluluk, rasyonel karar verme ve olağanüstü bir disiplin becerilerini geliştirmesinden kaynaklandığını söyledi. Öğrenmenin nörofizyolojisi ve multidisipliner uğraşların öğrenmeye etkisini bilimsel olarak açıklayarak sözlerine devam eden tıbbiyeliler, bu sürecin tıp eğitimindeki önemine dikkat çekti. Program tıbbiyelilerin, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin sosyal, kültürel, bilimsel anlamda kendilerini geliştirmek için yaptıkları faaliyetleri aktarmasından sonra Adli Tıp Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Emin Parlak müzik dinletisi ile devam etti. Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Emin Parlak, Stj. Dr. Osman Okcu ve Stj. Dr. Ümmü Gülsüm Kuru’ya teşekkür plaketlerinin verilmesinin ardından son buldu.
Dr. Özlem Başboğa
20 Şubat günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen ocakbaşı sohbetinde bu haftaki konuşmacı, Dr. Özlem Başboğa oldu.
Dr. Özlem Başboğa, “Kemal Tahir’in Romanlarında Milli Mücadele ve İttihat Terakki’nin Yansımaları” başlıklı konuşmasında, Türk edebiyatının güçlü kalemi Kemal Tahir’in eserleri üzerinden yakın tarih okuması gerçekleştirdi. Konuşmasına, Kemal Tahir’in tarihi bir fon olmaktan çıkarıp bizzat bir mesele olarak ele aldığı roman dünyasına değinerek başlayan Başboğa; özellikle İttihat ve Terakki geleneğinin Milli Mücadele kadroları ve ruhu üzerindeki etkilerinin yazar tarafından nasıl kurgulandığını ayrıntılarıyla aktardı.
Dr. Başboğa,Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Yorgun Savaşçı ve Kurt Kanunu gibi temel eserler üzerinden yaptığı analizlerde, imparatorluktan cumhuriyete geçiş sürecindeki sancıları, siyasi çekişmeleri ve halkın bu süreçteki konumunu irdeledi.
Başboğa, Kemal Tahir’in romanlarının sadece geçmişi anlatmadığını, aynı zamanda bugünün toplumsal yapısını anlamak için de önemli ipuçları barındırdığını dile getirdi. Türk romanının yerli bir düşünce zemini inşa etme çabasında Kemal Tahir’in öncü rolünü belirten Başboğa, tarihin edebi bir dille yeniden yorumlanmasının milli kimlik inşasındaki önemini ifade etti.
Dr. Özlem Başboğa, konuşmasını, Türk edebiyatı ve tarihinin iç içe geçtiği bu tür eserlerin, genç nesillerin tarih bilinci kazanmasında stratejik bir değere sahip olduğunu vurgulayarak sonlandırdı.
Program, soru-cevap bölümünün ardından Dr. Özlem Başboğa’ya teşekkür plaketi verilmesiyle sona erdi.
Prof. Dr. Nevzat Topal,
27 Mart Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen ocakbaşı sohbetinde bu haftaki konuşmacı, Prof. Dr. Nevzat Topal oldu.
Prof. Dr. Nevzat Topal, “Niğde Türk Ocağı’nın Kuruluşu ve İlk Faaliyetleri” tarihi gelişimini ve Milli Mücadele dönemindeki stratejik rolünü ele alarak başladı. Niğde şubesinin muhtemelen 1924 yılının Eylül ayında kurulduğunu belirten Topal, ilk idari heyetin C. Şehabeddin (Tüzün) başkanlığında oluşturulduğunu ancak bu dönemin gazete eleştirileri ve düşük faaliyet raporlarıyla geçtiğini ifade etti. Ocağın bu dönemdeki en somut faaliyetinin Ziya Gökalp’in vefatı üzerine Türk Yurdu dergisine çekilen taziye telgrafı olduğunu aktardı.
Konuşmasının devamında 9 Ocak 1925 tarihinde yapılan, muallim grubunun daha çok etkili olduğu kongreye değinen Prof. Dr. Topal, Orta Mektep Müdürü Hüsnü (Savaşçın) Bey’in başkanlığında Niğde Türk Ocağı için yeni bir dönemin başladığını belirtti. Yeni yönetimin 12 maddelik bir eylem planı hazırladığını ve kısa sürede 33 aktif üyeye ulaştığını vurguladı. Bu dönemde Şeyh Sait İsyanı’na karşı protesto mitingleri düzenlendiğini ve 29 Ekim 1925’te Hüsnü Bey’in şapka inkılabı üzerine yaptığı etkili konuşmanın salondaki konuklar üzerinde bıraktığı etkiden bahsetti.
Prof. Dr.Topal, ocağın kültürel faaliyetlerine 1926 yılında da hız kesmeden devam ettiğini; 18 Mart 1926’da düzenlenen Türk Ocağı Balosu’nun şehirde büyük bir etki yarattığını belirtti. Ayrıca 24 Haziran 1926’da dönemin usta sanatçılarının katılımıyla düzenlenen konser ve şiir dinletilerinin halktan büyük ilgi gördüğünü ifade etti. Program, soru-cevap bölümünün ardından Prof. Dr. Nevzat Topal’a teşekkür plaketi verilmesiyle sona erdi.
” başlıklı konuşmasına, Türk Ocaklarının
Prof. Dr. Emre Ünal
27 Şubat Cuma günü Türk Ocakları Niğde Şubesi M. Yılmaz Uzun Salonu’nda düzenlenen ocakbaşı sohbetinde bu haftaki konuşmacı, Prof. Dr. Emre Ünal oldu. Konuşmasına farklı ülkelerdeki eğitim modellerini değerlendirerek başlayan Prof. Dr. Emre Ünal, kendi toplum yapımızı bilerek ortaya koyacağımız bir eğitim programımızın olması gerektiğini söyledi. Maarif kelimesinin tercih edilmesini 1921 yılındaki Maarif Kongresinden esinlenerek ortaya çıktığını belirten Ünal, “Köklerden Geleceğe” mottosundaki kök kavramının binlerce yıllık kültürel mirasın bize getirmiş olduğu birikimin ürünü olduğunu vurguladı. Maarif modelini Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi yetiştirdiği uzmanlar tarafından yapılan, ulusal ve uluslararası ortak noktaları da dikkate alarak çağdaş uygarlığın yapıcı yaratıcı ortağı olmayı amaçlayan bir model olarak tanımladı. Yakın tarihte eğitim sisteminde öğretmen rolündeki dönüşüme değinen Ünal, güncel maarif modelinde temel yaklaşımın yetkin ve erdemli insan yetiştirebilmek olduğunu söyledi. Bu yaklaşımı da ancak saygı, sorumluluk, adalet kavramları çatısı altında; huzurlu bir insanın, huzurlu bir aile ve yaşanabilir bir çevrede, kişilerin becerileri dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşımla gerçekleşebileceğini aktardı. Program soru-cevap bölümünün ardından Prof. Dr. Emre Ünal’a teşekkür plaketi verilmesiyle sona erdi.